1923-1950 Yılları Arası,CHP (İnönü) Dönemi

TELGRAF
Lozan Türk Delegasyonu Başkanı ve Dışişleri Bakanı İsmet Paşa Hazretlerine,
Millet ve hükümetin zat-ı âlilerine tevcih etmiş olduğu yeni vazifeyi muvaffakiyetle tamamlamış bulunuyorsunuz. Memlekete bir dizi faydalı hizmetten ibaret olan ömrünüzü bu defa da tarihi bir muvaffakiyetle taçlandırdınız. Uzun mücadelelerden sonra vatanımızın sulh ve istiklâle kavuştuğu bugünde parlak hizmetiniz dolayısıyla zât-ı alinizi, muhterem arkadaşlarımız Rıza Nur ve Hasan Beyleri ve mesainizde size yardım eden bütün delegeleri müteşekkirâne tebrik ederim.
(Ankara; 24 Temmuz 1923 Gazi Mustafa Kemal TBMM Başkanı Başkomutan-Atatürk'ün Lozan Anlaşması sonrasında İnönü'ye yolladığı telgraf)
Alıntı:
Lozan Konferansı 20 Kasım 1922’de İsviçre'nin Lozan (Lausanne) kentinde başladı. Türkiye'yi İsmet Paşa temsil etti. Bir ara görüşmeler kesildi.
Konferansın kesilmesinden iki hafta sonra İzmir İktisat Kongresi toplandı (17 Şubat - 4 Mart 1923). İktisat Kongresi’nde önemli bir karar alındı ve aşar kaldırıldı. Kongrede yeni iktisat devletinin esasları tespit edilmeye çalışıldı. Batıya, Türk-Sovyet işbirliği ve dostluğuna rağmen, Türkiye'nin kapitalist yoldan ayrılmayacağı mesajı verildi.
23 Nisan 1923 tarihinde kesilen Lozan görüşmeleri tekrar başladı.Yaklaşık 3-3,5 ay sonra 24 Temmuz 1923’te Lozan Antlaşması imzalandı. Bu anlaşma bağımsız Türkiye'nin de ilanıydı. 'Türkiye'nin idam fermanı' olarak nitelendirilen Sevr geçersiz sayıldı. Lozan Antlaşması’nın önemini Mustafa Kemal şöyle açıklamıştır:
"Türk milleti aleyhine, asırlardan beri hazırlanmış ve Sevr Muahedesiyle ikmal edildiği zannedilmiş büyük bir suikastın yıkılmasını ifade eden bir vesikadır. Osmanlı tarihinde emsali görülmemiş bir siyasi zafer eseridir."

Sitemize Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Lütfen Giriş yapın veya Kayıt Olun!

İnönü - Churchill
Alıntı:
Lozan Anlaşması imzalandıktan sonra 1921 Anayasası’nda yapılan gerekli değişiklikler kabul edilerek 29 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. TBMM Reisi olan Mustafa Kemal oybirliğiyle Cumhurbaşkanı seçildi. Mustafa Kemal, teşekkür konuşmasında "Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır!" dedi. 1920'li yıllarda cumhuriyet düzenleri ve demokrasi Avrupa'da ilerliyordu. Ancak bu 1930'larda yerini ırkçı, gerici ve baskıcı diktatörlüklere bırakacaktır. Dünya büyük çalkantıların yaşanacağı yeni bir döneme girecektir.
Bu dönemlerde genç Türkiye Cumhuriyeti’nde ise beş başbakan tarafından sekiz hükümet kuruldu. Bu dönem aynı zamanda dünyanın da en çalkantılı dönemini ifade eder. Çünkü bir büyük dünya savaşından çıkan insanlık ikinci bir dünya savaşına girmiştir. 1Eylül 1939’da İkinci Dünya Savaşı başlamış ve yaklaşık altı yıl devam etmiştir.
Birinci Dünya Savaşı’nda olduğu gibi İkinci Dünya Savaşı da genç Türkiye Cumhuriyeti’ni ve değişim yaşayan Türk insanını derinden sarsacaktır. Çünkü savaş dünyada olduğu gibi Anadolu’da da yokluk demektir. Bu devirde Türkiye'de döviz vardır ancak mal almak mümkün olamamaktadır... Çeşitli ülkelerle yapılan anlaşmalarla ülkeye kısıtlı ölçüde mal gelebilmektedir. Talep çok, mal üretimi ve arzı ise sınırlıdır.


Bu dönemde ithalat yapılamadığından, fiyatları tutabilmek amacıyla çeşitli kararlar alınır ve kanunlar çıkarılır. Milli Koruma Kanunu, birkaç defa düzeltilir. En ağır cezalar konur. Buna rağmen karaborsanın önüne bir türlü geçilemez. Bu arada yeni siyasal arayışlar da başlamıştır...
1946 senesinde Celal Bayar, dört arkadaşı ile beraber Demokrat Parti’yi kurar. CHP ile yeni kurulan DP arasında siyasi mücadele hızlanır. İşler unutulurken, siyasi kavgalar başlar. Tek parti iktidarı zamanında özellikle 1939 ve 1946 arasında halkın mahrumiyet içinde yaşamış olması, 1950 seçimlerinde CHP’ye büyük ölçüde oy kaybettirirken, bu DP'nin büyük çoğunlukla iktidara gelmesi anl***** da gelmektedir.
11 yıllık bu çalkantılı döneme hemen hemen İnönü damgasını vurmuştur. İnönü'ye 26 Aralık 1938 tarihinde yapılan CHP'nin 4. Olağanüstü Kurultayı'nda 'Milli Şef', 'Değişmez Genel Başkan' sıfatı verilir. İnönü, daha sonra 'Milli Şef' olarak anılacaktır. Ayrıca bu Kurultay’da bir süre önce hayatını kaybeden Atatürk 'Ebedi Şef' ilan edilecektir.
Bu dönemin dikkat çekici bir başka olayı da 'Yavuz-Havuz' davası olarak da bilinen ve Türkiye'deki yolsuzluklar nedeniyle ilk kez Yüce Divan'ın yolunun açıldığı dava olmuştur. Bahriye Bakanlığı, Fethi Okyar'ın başkanlığındaki 3. Hükümet (22.11.1924-03.03.1925) döneminde 30 Aralık 1924’te kuruldu ve bakanlığa Cebelübereket (Osmaniye) Milletvekili İhsan Bey (Eryavuz) getirilmiştir. Bakanlığa atanmadan önce de Yavuz zırhlısının onarımı işiyle ilgilenen İhsan Bey, Enver Paşa’nın eniştesi Ömer Nazım Bey ve Bilecik Milletvekili Dr. Fikret Bey (Onuralp) ile şirket kurmuş ve hükümete birçok öneri ***ürmüştür.
İhsan Bey de Bahriye Bakanı olduktan sonra Yavuz’un onarım işini Fransız Penoit Şirketi’ne verir. İhsan Eryavuz, Bahriye Bakanlığı görevini, Fethi Okyar hükümetinin istifası (3 Mart 1925) üzerine, İsmet İnönü'nün kurduğu hükümette (4. Hükümet 03.03.1925-01.11.1927) de sürdürür. Bahriye Bakanlığı, 1927 seçimlerinden sonra İsmet İnönü tarafından kurulan 5. Hükümet döneminde kaldırılır. İhsan Eryavuz'un bakanlığı döneminde Penoit Şirketi’ne, hükümete bilgi vermeksizin ayrıcalıklar tanıdığına ilişkin iddialar üzerine Başbakan İsmet İnönü’nün, 18 Aralık 1927’de Malatya Milletvekili sıfatıyla verdiği soru önergesiyle İhsan Eryavuz hakkında Meclis soruşturması açılır.
Tarihe "Yavuz-Havuz Olayı" adıyla geçen konuyu araştıran Meclis Soruşturma Komisyonu, 13 Şubat 1928’de İhsan Eryavuz ve Dr. Fikret Onuralp'in dokunulmazlıklarının kaldırılmasına ve Divan-ı Ali'de (Yüce Divan) yargılanmalarına karar vermiştir. Davayı 16 Nisan 1928'de sonuçlandıran Yüce Divan, Dr. Fikret Onuralp'i dolandırıcılıktan 4 ay hapis, 100 lira ağır para, İhsan Eryavuz'u da görevi kötüye kullanmaktan ve rüşvet alma girişiminden 2 yıl ağır hapis ve iki yıl memuriyetten men cezasına çarptırır. Dolayısıyla bu karar Yüce Divan’ın Cumhuriyet döneminde verdiği ilk mahkumiyet kararı olmuştur.


İnönü ailesiyle 1923-1950 Yılları Arası Hükümetler, Meclis Başkanları ve Başbakanlar:
Alıntı:
I. İnönü Hükümeti (30.10.1923-06.03.1924): 25 Nisan 1920 ile 27 Ekim 1923 tarihleri arasında görev yapan Muvakkat İcra Encümeni ve 5. İcra Vekilleri Heyeti ardından ilan edilen Cumhuriyeti takiben hükümeti kurma görevi Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal tarafından Malatya Milletvekili İsmet İnönü'ye verildi.
30 Ekim 1923'te yapılan güven-oylamasında kullanılan 165 oyun tamamı kabul çıktı. 3 Mart 1924'te Hilafetin ve bu nedenle de Şeriye ve Evkaf Vekaleti'nin ve ayrıca Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekaleti'nin kanunla kaldırılması üzerine yeni bir kabine oluşturulması için İnönü başbakanlıktan çekildi.
I. İnönü Hükümeti sırasında TBMM Başkanlığı’nı Ali Fethi Okyar yaptı.
II. İnönü Hükümeti (06.03.1924-22.11.1924): Hükümeti kurma görevi Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal tarafından Malatya Milletvekili İsmet İnönü'ye verildi. 6 Mart 1924'te yapılan güvenoylamasında kullanılan 145 oyun tamamı kabul çıktı. Başbakan İnönü'nün 'sağlık nedeniyle' istifası üzerine hükümet sona erdi.
Okyar Hükümeti (22.11.1924-03.03.1925): Hükümeti kurma görevi Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal tarafından İstanbul Milletvekili Ali Fethi Okyar'a verildi. 27 Kasım 1924'te yapılan güvenoylamasında kullanılan 188 oyun tamamı kabul çıktı. Okyar, Şeyh Sait İsyanı sırasında başbakanlıktan istifa etti.
III. İnönü Hükümeti (03.03.1925-01.11.1927): Hükümeti kurma görevi Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal tarafından Malatya Milletvekili İsmet İnönü'ye verildi. 4 Mart 1925'te yapılan güvenoylamasında, kullanılan 179 oyun, 153'ü kabul, 23'ü ret, 1'i çekimser çıktı. 1927'de yapılan genel seçimler sonunda hükümet sona erdi.
IV. İnönü Hükümeti (01.11.1927-27.09.1930): Hükümeti kurma görevi Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal tarafından Malatya Milletvekili İsmet İnönü'ye verildi. 316 üyeli TBMM'de, 5 Kasım 1927'de yapılan güvenoylamasında, 271 oy kullanıldı, 269 kabul oyu çıktı. Bazı bakanlıkların boşalması ve siyasi durum gerekçesiyle İnönü'nün başbakanlıktan çekilmesi üzerine hükümet sona erdi.
V. İnönü Hükümeti (27.09.1930-04.05.1931): Hükümeti kurma görevi Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal tarafından Malatya Milletvekili İsmet İnönü'ye verildi. 316 üyeli TBMM'de 2 Ekim 1930'da yapılan güvenoylamasında, 261 oy kullanıldı, 249 kabul, 12 ret çıktı. 1931'de yapılan genel seçimler sonunda hükümet sona erdi.
VI. İnönü Hükümeti (04.05.1931-01.03.1935): Genel seçimler sonucunda oluşan yeni parlamentoda hükümeti kurma görevi Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal tarafından Malatya Milletvekili İsmet İnönü'ye verildi. 317 üyeli TBMM'de 9 Mayıs 1931'de yapılan güvenoylamasında 287 oy kullanıldı. Oyların tamamı kabul çıktı. 1935'te yapılan genel seçimler sonunda hükümet sona erdi.
Okyar Hükümeti de dahil İnönü hükümetlerinin damgasını vurduğu 1924 yılından 1935 yılına kadar süren dönemde TBMM Başkanı Kazım Özalp oldu.
VII. İnönü Hükümeti (01.03.1935-01.11.1937): Seçimler sonucunda oluşan yeni parlamentoda hükümeti kurma görevi Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk tarafından Malatya Milletvekili İsmet İnönü'ye verildi. 399 üyeli TBMM'de 7 Mart 1935'te yapılan güven-oylamasında kullanılan 343 oyun tamamı kabul çıktı. 20 Eylül 1937'de 45 gün izin alarak başbakanlıktan ayrılan İnönü, daha sonra istifa ederek görevden ayrıldı.

Kazım Özalp TBMM Başkanı I. İnönü Hükümeti Programı:
Alıntı:

"Muhterem Arkadaşlar Reisicumhur Hazretleri tarafından intihab-ı umdeyi acianeme tevdi buyurulan vekilleri Meclis-i Ali’ce tasvip buyurmak suretiyle ishar buyurduğunuz teveccühe Hükümet n***** arz ve teşekkür ederim. Hükümet, muvaffakiyetini daima Meclis-i Ali’nin müzaheret ve itimadında istinat bularak ve ondan kuvvet alarak arayacaktır.
Arkadaşlar, takip edeceğimiz hareket, hutut-u esasiyesi itibariyle bütün dünyaca malumdur. Mevki-i iktidarda ve mevki-i mesuliyette bulunan ekseriyet fıkrasının millete arz ettiği ve milletin tasvip ettiği umdeler ve Meclis-i Ali’nin inkişaf ve terakki için, huzur ve müsalemet için öteden beri musırran iltizam ettiği esaslar; Cumhuriyet Hükümeti’nin hattı hareketi olacaktır. Dahilde huzur ve emniyeti ve terakki ve inkişaf temin etmek için Cumhuriyet Hükümeti, kemali azim ve metanetle kemali ısrar ve takip ile hareket edecektir.
Cumhuriyet Hükümeti’nin münâsebatı hariciyede üç sülesası Türkiye Cumhuriyeti’nin mevcudiyetini ve temamiyetini sağlam tutarak menâfi-i hayatiyesini gözönünden ayırmamak esası dahilinde müsalemeti, huzuru, hüsnü münasebatı mümkün olduğu kadar tevsi ve teyit etmekten ibarettir. Hem hudutlarımızla ve kendileri ile muahedatı imza edip safahatını tatbik etmekte olduğumuz ve diğer taraftan ve henüz münasebata girmediğimiz devletlerle samimi bir dostluk tesis için bütün kuvvetimizi sarf edeceğiz. Göreceğimiz hüsnüniyete fazlasıyla mukabele edeceğiz. Bu esaslar dahilinde Türkiye Cumhuriyeti menafi-i hayatiyesini muhafaza etmek için son derecede dikkatli olacaktır.
Muhterem arkadaşlar, Meclis-i Ali’nin daima ishâr ettiği temenni ve arzu ettiği netice sözden ziyâde iş yapılmasıdır. Cumhuriyet Hükümeti sözden ziyâde iş yapmak fiiliyat ve tatbikat ile size ve milletinize emniyet bahı olmak için bütün kuvvetini sarf edecektir. Şiarımız faaliyet, gayret, iş yapmak arzusudur. Sizin müzaheretinizi istirham ederim ki bu müzaheret tefiki ilahiye de vesile-i tecelli olacaktır."
(Başbakan İsmet İnönü, 1. İnönü Hükümeti Programı)

İnönü-Atatürk

Özel Sektör İstenilen Gelişmeyi Sağlayamadı
Alıntı:
1923-29 yılları arasında devlet özel girişimi teşvik etmek için yoğun çaba harcamıştır. Bu amaçla yapılanların başında, devlet tekelleri kurularak daha sonra bunların işletmesini özel sektöre devretmek gelmektedir. Ayrıca bu dönemde, milli sanayii geliştirmek için Teşvik-i Sanayi Kanunu ile birlikte çeşitli hammaddelerin ithalatını kolaylaştıran gümrük tedbirleri alınmıştır. Milli bankalar kurulmuş (İş Bankası, Tütüncüler Bankası ve Sanayi ve Maadin Bankası), İstanbul Ticaret ve Tahıl Borsası açılmıştır. Bu dönemde anonim şirketlerin kurulmaları da kolaylaştırılmıştır. Madenler ve sigara üretimi devletleştirilerek milli üretime dönük bir biçimde işletilmeye başlanmış, şeker fabrikaları için teşvik kanunu çıkartılmıştır. Ancak bu dönemde, devletin en az düzeydeki müdahaleci tutumuna rağmen, özel sektör istenilen gelişmeyi sağlayamamıştır.
İnönü - Celal Bayar Bakırköy Bez Fabrikası'nda

Enflasyon Düşürülemiyor:
Alıntı:
1950-1953 döneminde gerek tarımda gerekse sanayileşmede önemli gelişmeler sağlanmıştır. Tarımın makineleşmesi, kredi imkanları ve tarım için belirlenen yüksek fiyat politikası ile birlikte iklimin elverişli olması, bu dönemde tarım üretimini artırmıştır. Aynı zamanda, yabancı sermaye girişini kolaylaştırıcı uygulamalar, para arzının artırılması, ithalatın sınırlandırılması ve dış krediler ile yardımlar sayesinde de hızlı bir gelişme gözlenmiştir. Bu dönemde, büyük kamu yatırımlarına ağırlık verilmiştir.
1954'den sonra plansız yatırımların yapılması nedeniyle artan ithalatın finansmanında, dış yardımlara paralel olarak döviz rezervlerinin kullanılması sonucu zorluklarla karşılaşılmıştır.
Bankaların tarım ve sanayi sektörüne açtığı kredilerin yükseltilmesi yanında plansız yatırımların yapılması ve 1956 yılında Milli Koruma Kanunu'nun yeniden yürürlüğe konulması sonucunda, fiyatlar üzerinde suni bir baskı yaratılmış, enflasyon körüklenmiştir.
1958 yılında tekrar ekonomik istikrarı sağlamak için sıkı para ve maliye politikaları ve ihracatı teşvik tedbirleri gibi bir takım ekonomik tedbirler alındıysa da enflasyonist gidiş önlenememiştir.