İşçi ve işveren grupları birbirleri ile karşıt bir ilişki içinde olmalarına rağmen, bu iki grup sendikacılık kavramı üzerinde ortak kader paylaşımı içinde bulunmaktadırlar. Bu durum iki sendika grubu açısından birbirlerini güç olarak desteklemesi su ***ürmez bir gerçektir. İşçi ve işveren sendikaların birbirleri desteklemesi, bir ülkenin ekonomisi açısından çok önem teşkil eden bir faktördür. Bu faktör ülke ekonomilerini kalkındırmakta çok büyük bir adımdır. Hem düşünce yapısının değişmesine ve çalışma standartlarının yükselmesine, az zamanda çok iş yapılmasına, yatırımdan tasarruf sağlanmasına ve üretimde istenilen kaliteye ulaşılmasına yol açacaktır. Ancak bu durum, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde sendikacılık kavramının gerektirdiği şeylerin yükünü daha da zorlaştırmaktadır. Bu durum iki taraf arasında yani işçi ve işveren sendika grubu arasında birbirlerini güçlendiren bir taraf olmalıdır. Bugün Türkiye’nin en önemli problem alanlarından birini oluşturan kayıt dışı çalışma, yalnızca işçi, sendikalarının değil , işveren sendikalarının da faaliyetlerini olumsuz etkilemekte, üye ve güç kaybına neden yol açmaktadır. Diğer problem alanlarından farklı olan kayıt dışı çalışma, hem işçi, hem de işveren sendikalarının varlık sebebini ilgilendirmektedir. Bu varlık sebebi dahilinde sendikalar işsizliğe neden olacak durumu ortadan kaldırmak için karşılıklı çalışmaktadırlar. Bu işsizlik kavramı her iki sendika açısından kader birliği olarak nitelendirilebilir. Ancak bu kader birliği, 1990’lı yıllardan sonra ülkemizde yaş*** her iktisadi kriz, her iki sendikacılık hareketini de olumsuz etkilediği için aralarındaki işbirliği alanlarını geliştirmiş ve genişletmiştir. Ülke için var olan krizler, sendikalar arasında belirli olan taleplerini askıya alma yoluna gitmiştir.
Bu genişleme ülke genelini ilgilendiren uluslar arası projeler de işçi ve işveren sendikaları arasındaki önemli işbirliği alanlarından birini oluşturmaktadır. Ayrıca bu proje Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyeliği ile ilgili proje, bu işbirliği alanının en belirgin örneğini oluşturmaktadır. Her türlü soruna karşın, işçi ve işveren sendikaları, ülkemizde istikrarından ödün vermeyip, ülkemizin en güçlü toplumsal birliğini oluşturmaktadır.
Türkiye’nin Avrupa Birliğine Üyeliği ile ilgili süreç, işçi ve işveren sendikaları arasında yeni işbirliği alanları yaratmıştır. Bu durum, 1980’li yıllarda başlayan küreselleşme sonucu güç ve fonksiyon kaybına uğrayan, kendi geleceklerini sorgulayan işçi sendikaları için fırsat yaratmıştır. Ancak bu fırsatlar sadece bununla kalmamış, sendikalar kendi içlerinde bir takım değişiklik yapma yoluna da gitmişlerdir. Bu sayede işçi sendikalarının gündem ve öncelikleri değişecek, yalnızca çalışma hayatını ilgilendiren konular değil, toplumun genelini ilgilendiren konularda da sendikaların gündeminde yer alacaktır.
Değişim varsayımları yaşandığı için işçi ve işveren sendikacılığı arasında anlaşmazlıklar olmuştur ve bir çok güçlük ile karşılaşılmıştır. Bu iki sendikacılık hareketinin arasında ilk iş birliği, çalışma hayatı ile ilgili durumlar ve kurumsal düzenlemelerin istikrar kazanması ile başlamıştır. Sonuç olarak istikrarın artması ile birlikte ekonomik faaliyetlerde çok büyük gelişmeler olmuş ve Türkiye’nin Avrupa Birliğine Üyeliği ile ilgili sürecinde önemli adımlar atılmıştır.
İşçi ve işveren sendikacılığı arasında ortaya çıkacak işbirliğinin en önemli sonucu, ortaya çıkan sorunlarda her iki sendikanın ortak çözümler bulup, bu çözümleri kendi aralarında onaylayıp siyasi iktidarlara sunduklarında, aldıkları çözümlere göre daha rahat kararlar vermelerine yol açmış olacaklardır.